Vatanına Hizmet Yolu Açmaya Çalışan Seçkin General

Mustafa Kemal İstanbul’da kaldığı dönem içinde düşüncelerini gerçekleştirmek için çeşitli yollara başvurur. İlk önce hükümete girmek yoluyla fikirlerini uygulamak ister. İstanbul’a gelir gelmez Ahmet İzzet Paşa ile görüşür. Böylesine hassas bir dönemde istifâ etmenin yanlış olduğuna onu ikna eder. Mustafa Kemal’ e göre, ülkenin felâketin içinde olduğu bu ortamda, Tevfik Paşa hükümeti devletin bekasını koruyamazdı. Dolayısıyla Ahmet İzzet Paşa tekrar iktidara gelmeli ve içinde kendisinin de bulunduğu güçlü bir hükümet kurulmalıydı. Bunun için yapılacak iş henüz kurulmuş olan Tevfik Paşa Hükümetine güven oyu verilmemesidir. Mustafa Kemal ve arkadaşları bunu sağlamak için Mebusan Meclisi’nde yoğun bir faaliyete giriştiler. Durum ümitli gibi görünüyordu. Fakat oylama Tevfik Paşa’nın güven oyu almasıyla sonuçlandı. (19 Kasım 1918). Anlaşıldığına göre bir kısım milletvekili, eğer hükümete güven oyu verilmezse meclisin kapatılacağı endişesine kapılmışlar ve bu şekilde oy kullanmışlardır.
Oylamayı Meclis locasından hayretler içinde izleyen Mustafa Kemal, hemen Meclisi terk ederek evine döner. Başyaver Naci Bey (ELDENİZ) aracılığı ile padişahtan randevu ister. Amacı Padişah ile durumu açık konuşmak, tedbir olarak düşündüklerini dile getirmek, bu tedbirlerin uygulanması zorunluluğunu açıklamaktır. Görüşme muhtemelen 22 Kasım 1918’de Cuma selâmlığından sonra gerçekleşir. Hayli uzun süren görüşmeden Mustafa Kemal düşündüklerini söylemeye fırsat bulamadan padişahın sürpriz sorusu ile karşılaşır.
- Ordunun komutan ve subaylarının seni çok sevdiklerinden eminim. Bana teminat verir misiniz ki onlardan bana bir zarar gelmeyecektir?
- Ordu tarafından aleyhte harekete dair duyduklarınız mı var efendim?
- Padişah gözlerini kapar, soruyu cevapsız bırakır. Mustafa Kemal soruyu şöyle cevaplar:
- Gerçi ben İstanbul’a geleli ancak birkaç gün oldu. Buradaki hali yakından bilmiyorum. Ordu komutan ve subaylarının zatı şahanelerinize karşı bulunması için hiçbir sebep olabileceğini sanmıyorum. Onun için temin ederim ki hiçbir fenalık beklemeyiniz.
Padişah kafasındaki endişeyi şu sözlerle dile getirir:
- Yalnız bugünden bahsetmiyorum. Bugünden ve yarından!
Ardından Mustafa Kemal’den beklentilerini açıklayan şu cümle ile görüşmeye son verir:
- Siz akıllı bir komutansınız. Arkadaşlarınızı tenvir (aydınlatma) ve teskin (yatıştırma) edeceğinizden eminim.
Mustafa Kemal bu görüşmeden üzüntü içinde çıkar. Düşündüğü şeyleri ifade etmek fırsatını bulamamış, üstelik padişahın imalı sorularına muhatap olmuştur. Vatanın kurtuluşu için Saray yoluyla etkin bir tedbir alınamayacağını anlamıştır. Bundan sonra daha değişik çareler aramaya başlamıştır.
Bir ara, Âyan reisi Ahmet Rıza Bey’in kurması muhtemel bir hükümette Mustafa Kemal’in de yer alması bahis konusu olursa da bu gerçekleşmez.
Esasen 21 Aralık 1919’da Meclis-i Mebusan kapatılmıştır. Artık parlâmento yoluyla bir şey yapmak imkânı kalmadığı gibi, millî iradeyi temsil edecek bir kurum da ortada mevcut değildir.
Bu belirsiz ortamda Mustafa Kemal, millî kurtuluş yolu temel amaç olmak üzere, İstanbul’da işgal kuvvet mensupları da dahil olmak üzere, her çevreden insanlarla temas ederek, ülke için bir çıkış yolu arar. Bir ara ihtilâlci metodlarla iktidarı elde etmek meselesi ciddî bir şekilde bahis konusu olur. Hatta Karakol Cemiyeti kurucularından Kara Kemal ve arkadaşları, Sadrazam Tevfik Paşa’yı kaçırmak, yerine tarafsız birinin sadarete gelmesini temin etmek için, Mustafa Kemal ve arkadaşlarına teklifte bulunurlar. Ancak askerî işgal altındaki bir şehirde Sadrazamı düşürmek, hatta Padişahı tahttan indirmek ne derecede başarılı olabilirdi?56.
Sonuçta hükümette görev almak ve İstanbul’da bir darbeyle iktidarı ele alarak, devletin taksimini hedef alan yabancı işgalleri önlemenin mümkün olmadığı kanısına varır. Ülkenin kurtuluşu, ancak düşman etkisinden uzakta Anadolu’dan yönetilecek millî direnme ile sağlanabilecektir. Bunun için de kabilse geniş yetkilerle donatılmış olarak resmî bir görevle Anadolu’ya geçmek lazımdır. Aynı fikri paylaşan yakın arkadaşı Ali Fuat Paşa (Cebesoy) XX. Kolordu Komutanıdır. Keza aynı görüşü öteden beri savunan Kâzım Karabekir de Erzurum’da 4 dolgun tümenli XV. Kolorduya atanmayı sağlamıştır. Her ikisi de mücadelenin Anadolu’dan yürütülmesinde işbirliği yapmak hususunda Mustafa Kemal ile görüş birliği içindedirler. Dolayısıyla yapılacak iş, iktidarda bulunan çevrelerle ilişki tesis etmek, belirtilen nitelikte bir görev alarak, Anadolu’ya resmî bir sıfatla geçmektir. Garip bir tesadüf sonucu, Anadolu’ya geçmek için aranılan fırsatı, bilmeyerek İngilizler yaratırlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder